
Bu haftaki yazılarımızda İslâm âleminde 2010'da öne çıkan bazı gelişmelerin genel değerlendirmesini yapmak istiyoruz. Önemli olayların özet bir bilgiyle de olsa hatırlanması ve gözden geçirilmesi, hafızaya kaydedilmesi ve yaklaşımımızın yenilenmesi açısından faydalıdır.
Hayat Damarları 2 Kafilesi: Biz 2010 yılına Suriye'nin Lazkiye şehrinde girmiştik. Normalde, siyonist katillerin Gazze'ye yönelik "Dökme Kurşun" adını verdikleri saldırının başlatılmasının yıl dönümünü Gazze'de idrak etmek istiyorduk. Bu fırsat verilseydi yeni yıla da orada girecektik. Fakat işgal rejiminin Gazze'ye uyguladığı insanlık dışı ambargonun kapı bekçiliğini yapan Mısır'ın, Ürdün'ün Akabe limanından karşıya geçmemize izin vermeyip Ariş limanınını kullanmamızı şart koşması sebebiyle Lazkiye'ye gitmek zorunda kaldık. Burada uzun bir süre bekletildikten sonra yüklerin denizden yolcuların da hava yoluyla Ariş'e geçmesine izin verildi. Mısır zulmü bize orada da eziyet etti, askerleriyle saldırdı ve Gazze'ye geçmemizi engellemek istedi. Fakat kafilenin kararlı mücadelesi, Türkiye'deki halkımızın da geniş desteği sonucu kapıyı açmak zorunda kaldı ve kafile yardım malzemeleriyle birlikte Rafah sınır kapısından girmeyi başardı.
Mahmud el-Mebhuh'un Şehit Edilmesi: Siyonist rejimin savaşlarla, saldırılarla, cinayetlerle kısacası kanla ayakta duran gayri meşru bir korsan rejim olduğu biliniyor. O yüzden kısa tarihinde birçok savaş ve saldırının yanı sıra çok sayıda planlı cinayet var. Bunlardan biri de Hamas'ın askerî kanadı İzzettin Kassam Birlikleri komutanlarından Mahmud el-Mebhuh'un 20 Ocak 2010'da Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai şehrinde bir otel odasında şehit edilmesidir. Sadece istihbarat örgütü değil aynı zamanda bir cinayet şebekesi olarak çalışan Mossad'ın planladığı ve gerçekleştirdiği cinayette işbirlikçi hainlerden istifade edildiği tahmin ediliyor. Çünkü onların yardım ve desteği olmadan böyle bir cinayet gerçekleştirilmesi mümkün görünmüyor. Yapılan soruşturmalar sonucu, katillerin bazı Batılı ülkelerin pasaportlarını taşıdıkları tespit edildi. Pasaportların ait olduğu ülkeler siyonist işgalcilere itiraz ettilerse de bunun göstermelik olması ve cinayetin infazında kirli bir işbirliğinin bulunması ihtimal dışı değil.
6 Ocak 2011 Perşembe, Ahmet Varol





