Sayın hocam! Geçenlerde bir arkadaşla oturuyordum sohbete daldık. Arkadaş; arabasının kaskolu olduğunu söyleyince ben de bildiğim kadarıyla “kasko dinen caiz değildir” dediğimde arkadaşla tartıştık. sonunda bu konuyu kaynaklarda araştıralım diye karar verdik. Kaynakları araştırdık ama meselenin kolay bir şekilde içinden çıkılacak bir konu olmadığını anladık. Daha sonra bu konuyu daha geniş bir soru şekline getirerek güvenilir bir hocadan sormaya karar verdik.
Sorumuz şöyleydi; “Kasko, hayat sigortası veya diğer sigorta çeşitlerinin dinimize göre şer’i hükmü nedir?
Bizi bu konuda aydınlatırsanız memnun oluruz. Saygı ve sevgilerimizi arz ediyoruz.
Hamd alemlerin rabbi olan ALLAH’a, salat ve selam insanlığın rehberi olan Hz. Muhammed Mustafa ya (s.a.v) olsun.
Değerli kardeşim! Çok güzel sorunuzu okuduk. Bize bu güzel soruyu ulaştırdığınız için teşekkür ederiz.
Soruda arkadaşınızda yanlış bir davranış görünce dini vecibelerinizi (Emr-i bil-maruf ve nehy-i anil-münker) yerine getirdiğinizi anlıyoruz . yanlış bir şey yaptığımızda bizi uyaracak böyle arkadaşlara ihtiyacımız vardır. bu duyarlığınızdan dolayı sizi tebrik ediyoruz.
Ayrıca sorunuzda “kaynakları araştırmaya karar verdik.” “Güvenilir bir hocadan sormayı kararlaştırdık.” gibi ifadelerin bizleri mutlu ettiğini belirtmek isteriz.
Sorunuzun cevabına gelince sizin de belirttiğiniz gibi içinden kolayca çıkılacak bir mesele değildir. Bunun nedeni ise şudur; Sigorta Müslümanlar arasında fazla geçmişi olmayan bir sözleşme türü olmasıdır. Yani ne peygamber efendimiz döneminde ne sahabe ve ne de mezhep imamların döneminde mevcut olan bir sözleşme değildi. Böyle olunca sigorta sözleşmesi alimler arasında ciddi tartışmalara ve değişik görüş beyanlarına neden olmuştur. Bir kısım alimler sigortanın tüm çeşitlerinin haram olduğunu söylerken buna karşılık bazı alimler de sigortanın tüm çeşitlerinin helalliğine hükmetmişlerdir. Çoğunluğu temsil eden alimler ise sigortanın çeşitlerine göre görüş beyan etmişlerdir.
Konuya sigortanın tanımı ve tarihçesi, sigortanın çeşitleri ve sigortanın şer’i hükmü olmak özere üç ana başlık altında girmek istiyoruz. Yüce Allah’tan bize doğruyu göstermesini ve söyletmesini diliyoruz.
Sigorta kelime olarak “güven, emniyet ve garanti” anlamına gelmektedir. zaten sigortanın Arapça karşılığı “te’min” kelimesidir. te’min’ın kelime anlamı bir şeyi güven altına almaktır.sigortanın iktisadi anlamı ise “belli bir teknik ve sistem içerisinde kaza ve kayıpların zararını telafi etmeyi amaçlayan ve karşılıklı ödeme esasına dayanan bir sistemdir.”
Bunun uygulanmasına temel teşkil eden, sigorta yapan ile sigorta yaptırılan arasında belli haklar ve yükümlülükler doğuran akde de sigorta sözleşmesi denir. Daha açık bir ifadeyle sigorta sözleşmesi ile sigortalı, belli bir prim ödemeyi ve mal vermeyi, sigortacı da buna karşılık olarak sözleşmede belirtilen bir kaza ve zararın meydana gelmesi halinde bunu telafi etmeyi veya belli bir meblağı ödemeyi taahhüt etmesidir.
Sigortanın tarihçesine gelince Dr.Ali karadaği “et-te’min-ül-islami adındaki kitabında sigortanın tarihçesi ile ilgili olarak şöyle diyor; “Kanaatimce sigorta konusunda ilk fetva Yemenli allame Ahmet b.yahya el-murteda’dan (H.840) nakledilen fetvadır. O, el-behr uz-zahır adındaki değerli eserinde şöyle diyor; “Gelecekte çalınabilecek veya denizde batacak olan malı sigortalamak caiz değildir” gördüğünüz gibi bu fetvanın tarihi hicri 840, tır.
Bununla birlikte tartışmasız ve genel görüş Dr.Ali karadaği’nin de dediği gibi sigorta konusu ilk defa yaklaşık iki asır önce hanefi alimlerinden hukukçu ibn Abidin (ö.1252/1836) tarafından ele alınmıştır.
SİGORTANIN ÇEŞİTLERİ
Sigorta çeşitlerini üç ana başlık altında toplamak mümkündür.
1 – sosyal sigorta: Devletin bütün vatandaşlarını kapsayacak şekilde yangın, kaza, hastalık, işsizlik,kimsesizlik gibi durumlarla karşı karşıya kalanları himaye edici sosyal dayanışma ve bütünleşmeyi sağlayıcı geniş bir sigorta sistemi kurması ve vatandaşlarına da bu konuda adil, dengeli birtakım ödev ve yükümlülükler yüklemesidir.
2 – karşılıklı üyelik sigortası: Bir iş koluna mensup işçilerin, üyelerin ortak katılımıyla gerçekleşen ve içlerinden birisi bir felaketle karşı karşıya kaldığında onun zararını telafi etmeyi amaçlayan, sosyal sigortanın daha dar alandaki bir uygulaması mahiyetinde olan bir sigorta türüdür.
3 - ücretli-ferdi sigorta: sigortanın üçüncü çeşidi ise toplumumuzda çok daha yaygın olan “ücretli sigorta” sistemidir. Bunda ise , sigortacı kaza, yangın, ölüm gibi durumlarda zararı telafi etmeyi ve belli bir meblağı ödemeyi üstlenmekte, bunlar meydana gelmezse hiçbir ödeme yapmamakta, sigortalı taraf da periyodik olarak belli ödeme yapmayı (prim) üstlenmektedir.
SİGORTANIN ŞER’İ HÜKMÜ
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki sigorta yeni bir sözleşme türü olduğundan, İslam fıkhının eski kaynaklarında buna dair bir görüş bulunmaması tabiidir. ancak bu durum konunun, İslam fıkhının genel ilkeleri ve amaçları çerçevesinde dini bir değerlendirmeye tabi tutulamayacağı anlamına gelmez. Aksine İslam alimleri, meselenin sırf bu yüzden şer’i değerlendirme dışında bırakılamayacağı noktasında fikir birliği etmişlerdir.
Bu kısa girişten sonra sigortanın şer’i hükmü ile ilgili İslam Alimlerinin görüşlerini serdetmeye çalışalım. İslam alimlerinin görüşünü iki kategoride mütalaa edebiliriz.
1 – Suriye ulemasından Dr.Mustafa zerka ile mısır ulemasından Muhammed abdu, şeltut, Dr. Muhammed el-behiyy gibi alimler sigorta şirketinin bir yardımlaşma şirketi olduğuna ve dolayısıyla da meşruluğuna hükmetmişlerdir. Dr.muhammed el-behiyy bu hususta özet olarak şöyle bir mülahaza yapmıştır: “Sigorta akdi bir satış akdi değil, mağdur olan kimselerin musibetlerini hafifletip onlara yardım elini uzatmak için yapılan bir yardımlaşma ve dayanışma akdidir. İster mal, ister hayat sigortası olsun, dayanışma ve yardımlaşmadan başka bir şey değildir. Mesela köylü davarlarını, tüccar ticaret eşyasını, ev sahibi evini, araba sahibi arabasını sigorta ettiriyor. Çünkü zarara girmenin zor olduğunu, tek başına musibet yükünü kaldıramayacağını, ancak başkasının yardımıyla yükün hafifleyeceğini biliyor. Hayatını sigorta ettiren kimsede hayatını korumak için sigortaya başvuruyor. Ecelin Allahın elinde olduğunu, zamanı gelince onu kimsenin ertelemeyeceğini biliyor. sigortaya baş vurmaktaki gayesi,erken öldüğü takdirde aile efradına bir yardım kaynağı temin etmektir” diyor.
2 – Uluslar arası ülkelerde tanınmış büyük alim ve davetçi Dr. Ali el-karadaği, İmam Nevevi’nin el-mecmu tetimmesini yazan büyük fakih Muhammed necib el-mut’i, mısır ulemasından Mustafa el-hammami ile ibn Abidin ve rabıtetu’l Alem’i İslamiye’nin fıkıh heyeti “hey’etü kibari’l ulema”da sigortanın haram olduğunu belirtiyorlar. Mutafa el-hemmami kitabında şöyle diyor: “Sigortanın bütün çeşitleri haramdır. Piyangonun bir çeşididir . Çünkü sigorta şirketi, evini sigorta etmek isteyen kimseye “Her yıl bana şu kadar prim ödeyeceksin. Eğer evin yanarsa ben değerini ödeyeceğim, yanmazsa da sen taksitini ödemeye devam edeceksin” der. Demek ki ev yanarsa sigorta değerini ödeyecek, yanmazsa ödenen taksitler beyhude gitmiş olacaktır. Bu aynen piyangoya benziyor. Çünkü birçok kimse her yıl bir veya birkaç defa piyango bileti alır ama bir defa olsun kendisine bir şey çıkmaz. Bazıları da vardır ki yalnız bir defa bilet alır ve kendisine para çıkar. Yalnız hayat sigortası bundan biraz farklıdır. Çünkü belirtilen zamana kadar sigortalı ölmezse ödediği taksitler faiziyle beraber kendisine geri verilir”
Mekke-i Mükerreme’de H.4.4.1397 tarihinde birçok alimden müteşekkil fıkıh heyeti toplanarak sigorta meselesini ele alıp inceden inceye tetkik ettikten sonra Mustafa el-zerka hariç, ittifakla sigortanın bütün çeşitlerinin haram olduğuna dair görüş beyan etmişler.
Sigortanın haram olduğuna delilleri kısaca şöyle serdetmişler;
1 – Sigorta akdi, gararı (aldatma) tazammun eder. çünkü sigortalı ne kadar vereceğini ve ne kadar alacağını bilmemektedir.
2 – Sigorta akdi, kumarın farklı bir çeşididir.
3 – Sigorta akdi, Ribel-fadl ve riba nesie’yi(gecikmeli faizi) tazammun eder. Çünkü sigorta iştirakçiye verdiğinden fazlasını verirse ribel fadl ve bir müddet sonra olduğu için de riben-nesie(gecikmeli faiz) olur.
4- Sigorta muamelesinde bedelsiz olarak başkasının malının alınması olayı vardır. Bu da “Ey iman edenler mallarınızı aranızda haksız yere yemeyiniz” (Nisa: 29) ayetindeki yasağın kapsamına girer.
İslam konferansı teşkilatına bağlı İslam fıkıh akademisinin 22-28 aralık 1985 tarihleri arasında gerçekleştirilen toplantıda daha önce diğer fıkıh akademileri ve ilmi kurulların koyduğu görüşler derinlemesine incelenip tartışıldıktan sonra, 9 no’lu karar ile şu sonuçlara ulaşılmıştır.
1 – Ticari sigorta şirketlerinin uygulamakta olduğu sabit prim esasına dayalı ticari sigorta sözleşmesi, akdi geçersiz kılacak ölçüde büyük garar (belirsizlik) içermekte olup, dinen haramdır.
2 – İslami muamelat ölçülerine uygun olan alternatif sözleşme, teberru ve yardımlaşa esasına dayalı sigorta sözleşmesidir.
3 – Müslüman toplumlarının ekonomilerinin sömürü düzenlerinden kurtulabilmesi için, İslam ülkelerini yardımlaşma esasına dayalı sigorta kurumları tesis etmeye çağırmak gerekir.
İslam konferansı teşkilatına bağlı bu kurulun aldığı kararları önemsiyor ve katılıyoruz. Özellikle Müslüman toplumların ekonomilerini sömürgeci düzenlerden kurtarılması ve sömürü düzenin icadı olan sigorta sistemine karşılık alternatif bir İslami sistem geliştirilmesi gerekliğine içten inanıyoruz. Bu konuda Dr. Ali karadağinin “et-Teminul İslami” adlı eserinde alternatif sigortanın nasıl kurulacağını geniş bir şekilde ele almış ve mevcut sigorta sisteminin Yahudi sömürü zihniyetinin bir ürünü olduğunu vurgulamıştır. Lübnan’ın meşhur alimlerinden Faysal Mevlevi’ de Nizam el Te’min ve mevkifu Şeriati minhu “Şeriata göre sigorta düzeni” adlı değerli kitabında aynı hükmü ifade etmektedir.
Yukarda iki farklı görüşü açıkladıktan sonra özetle kanaatimizi belirtmek istiyoruz; Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, sigorta sisteminde, kaza ve zararın meydana gelmediği durumlarda ödenen primlerin karşılıksız kalması, kaza ve zarar meydana geldiğinde ise primler tutarını çok aşan bir meblağın ödenecek olması, klasik akid yapılarına ve ölçülerine göre bir belirsizlik ve dengesizlik taşıdığından, sigortanın şer’i hükmü konusunda haklı olarak ciddi tereddütler ve itirazlar olmuştur.
Birinci kategoride yer alan Muhammed abdu, şeltut, muhammed el-behiyy gibi zevatın, sigorta, muhtemel musibetlerin zararını etkisiz bir hale getirmek için kurulmuş bir yardımlaşma müessesesi olup istisnasız bir şekilde mubah olduğuna dair kanaatleri doğru değildir. Çünkü bunu yardımlaşma ile nitelendirecek olursak faiz ve piyangoyu da bir yardım mahiyetinde nitelendirmemiz gerekecektir.
İkinci kategoride yer alan Alimlerin dedikleri gibi sigorta işlemi, piyango gibi bir işlemdir. İştirakçi her yıl belli bir miktar sigorta şirketine öder. Malı bir afet neticesinde telef olursa bedelini şirketten alır. Böylece piyango kumarını oynayan kimse gibi kazanmış olur. Aksi takdirde şirkete ödediği taksitler beyhude gitmiş olur.
Ve yahut bu işlem faiz uygulamasıdır. Çünkü muhtemelen de olsa daha fazla para alma gayesiyle sigorta şirketine taksit yatırılır.
NOT: 1 - zorunlu olarak yaptırılan sigortalarda herhangi bir beis yoktur.
2 – ibn Abidin küfür diyarında kurulmuş bir sigorta şirketinden tazminat almaktan bir beis yoktur diye fetva vermiştir.
3 – İmam Muhammed içerisinde İslam ahkamı tatbik edilmeyen bir ülkede gayri Müslimlerin veya ehli irtidadın kurduğu bir şirketten böyle bir tazminat almak caizdir demektedir.
Kaynaklar:
1- Dr.Ali KARADAĞİ et-teminu-l İslami
2- Halil GÖNENÇ günümüz meselelerine fetvalar
3- Necip el-mut’i el-mecmu
4- Faysal MEVLEVİ Nizam el Te’min ve mevkifu Şeriati minhu





